in ,

Parlayan Saatler Uğruna Hayatları Kararan “Radyum Kızları”nın Acı Hikayesi

Periyodik cetvelde “Ra” simgesi ile bildiğimiz Radyum, 1898 yılında Fransız fizikçiler Marie Curie ve eşi Pierre Curie tarafından bulunan, radyoaktif bir element. Radyum ismi, Latincede ışın anlamına gelen “radius” kelimesinden ilham alarak radyum olarak belirlenmişti.

“Radyum Kızları”nın hikayesi ise yaklaşık 100 yıl önce Amerika’da “UnDark” yani “karanlık olmayan” adını taşıyan fakat adının aksine, yüzlerce genç kadının hayatını karartan bir şirket kuruluşu ile başladı.

1920’lerde Amerika, New Jersey’de bir fabrika, saat kadranı boyaması için 500 kadın işçi arandığı ilanını verir. Saatlerin yüzeylerini parlatmaları için kasabalı genç kadınlar işe alınır.

Karanlıkta parıldayan bu mucizevi boya, çinko bir bileşim karıştırılmış radyoaktif radyum tuzlarından oluşuyordu. Bu karışım ortama yeşilimsi bir ışık yayılmasını sağlıyordu.

Geceleri parıldayan saat kadranı, askerlerin düşman tarafından fark edilmeden günün hangi saatte olduklarını anlamaya yarıyordu. Savaşın bitmesiyle lüks evlerde aranan bir dekorasyon malzemesi haline gelmiş, artan talep firmanın hızla büyümesini sağlamıştı.

Günde 250 kadran boyayan 20’li yaşlardaki bu genç kadınlar, boyadıkları saat kadranı başına 0.27 dolar alıyorlardı. Radyumlu boyaya daldırdıkları fırçanın ucunu dudakları yardımıyla inceltip, saatlerdeki rakamları boyuyorlardı. Ve bilmeden yuttukları radyum miktarı ne kadar fazla olursa, o kadar ekstra para kazandılar.

Karanlıkta parıldayan bu mucize madde, 1918’lerden 1930’lara kadar yüzyılın en önemli keşfi olarak gösterilmiş ve bir çılgınlık halini almıştı. Radyum, içme suyundan çikolataya, kozmetikten ilaçlara kadar her alanda kullanılmıştı. Hatta kadınlar, parlasın diye saçlarına bile sürmüşlerdi.

O yıllarda radyumun tehlikesi halk tarafından bilinmiyordu. Fakat bu dönemi bu kadar tuhaf yapan esas şey, halkın radyumun tehlikelerinden haberdar olmaması değildi. Aksine, kimi bilim insanlarının aslında haberdar olmasıydı.

Radyum kızları teker teker hastalanmaya başladıklarında doktorların aklına radyumun bu hastalıkların nedeni olabileceği en başta gelmedi. Çoğu doktor hastalanan kızlara dişeti iltahabı, ülser hatta cinsel yolla bulaşan bir hastalık olan frengi teşhisi koyuyordu.

Ancak vaka sayısı artmaya başlayınca Harvard Üniversitesi’deki bir grup bilim insanına hastalığın nedenini araştırma görevi verdi. Yapılan analizlerde fabrikada çalışan kızların ciltlerinde, saçlarında çok yüksek oranda radyum saptandı. Hatta  soluk verdiklerinde akciğerlerinden gene radyoaktif bir madde olan radon gazı çıktığı tespit edildi.

Araştırmayı yapan doktorlardan biri olan Dr. Harrison Martland bir adım daha ileri giderek daha önce fabrikada çalışmış ve esrarengiz hastalık sonucu beş yıl önce ölmüş olan bir genç kızın kemiklerini mezardan çıkartarak incelemeye gönderdi. Sonuç beklediği gibi çıkmıştı, beş yıldır gömülü olmasına rağmen kemikler yüksek oranda radyasyon yayıyordu.

Bu bulguların ışığında, genç kızların korkunç şekilde ölmelerinin nedeninin radyum içeren boya olduğu yavaş yavaş kabul görmeye başladı.  Fabrikada çalışan tüm genç kızlarda çeşitli hastalık belirtileri görülüyor,  çene kemiği erimesi, kapanmayan ağız yaraları gibi. En ağır semptomlar boyadıkları rakamlar kusursuz olsun diye fırçayı ağzında sivrileştiren kızlarda ortaya çıkıyordu.

Olayın açığa çıkmasının ardından çekişmeli bir hukuk mücadelesi başladı. Daha önce fabrikada çalışmış, ciddi şekilde hasta olan ve basın tarafından “Radyum Kızları” ismi takılmış olan beş genç kız fabrikayı dava ettiler. Kısa bir süre sonra davaya hastalanmış başka eski çalışanlar da katıldı.

Dava, çekişmeli bir şekilde üç yıl sürdü, bu sırada davalı genç kızlardan 13 tanesi radyum zehirlemesine bağlı çeşitli nedenlerle hayatını kaybetti.

1928 sonbaharında, dava  nihayet sonuca bağlandı ve jüri, firmanın her bir davalıya 10 bin dolar tazminat ödemesine,  ölene kadar da 600 dolar aylık bağlamasına ve tüm tıbbi bakım ücretlerini de üstlenmesine karar verdi.

Fabrika işçisi kadınlardan 50’den fazlası 1927’de radyum boyası zehirlenmesi sonucu feci şekilde öldüğü söyleniyor fakat bu dönemde radyum yüzünden ölen insanların sayısı hala net olarak bilinmiyor.

Radyum kızlarının hikayesi 2018 yılında “Radium Girls” ismi ile bir sinema filmine konu oldu. Ayrıca İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından, Bir Peri Masalı: Radyum Kızları ismi ile de sahnelendi.

Kaynak: 1 2 3


İlginizi çekebilecek diğer içerikler:

Bilimin Karanlık Yüzü “Küçük Albert Deneyi”

Tıp Tarihinin En Büyük Trajedisi “Thalidomide Faciası”

“Toksik Kadın” Olarak Anılan Gloria Ramirez’in İlginç ve Garip Hikayesi

Genç Yaşta Ölmesine Rağmen Hücreleriyle Ölümsüzleşen Kadın “Henrietta Lacks”

[zombify_post]

Yazar Bay Yorum

Issız Adada 4,5 Yıl Yaşam Mücadelesi Veren “Alexander Selkirk”in İnanılmaz Hikayesi

Neden Dünyanın Birçok Ülkesinde Kumbaralar Domuz Şeklindedir?